Hayatta bazen öyle anlar vardır ki, bir yüreğe dokunmak, bir gönle değmek, bir insanın derdini hafifletmek için elini uzatman gerekir. Çünkü hayat, hiçbir zaman sonsuza kadar fırsatlar sunmaz. Zaman akıp giderken, elimizde olan her şeyin kalıcı olduğunu sanırız; oysa gün gelir, elimizden kayıp gider. Bugün yanımızda olan eller, yarın tutmak istesek bile uzanamayacağımız kadar uzak olabilir. Şimdi bize yakın olan gözler, yarın bakmak istesek bile göremeyeceğimiz kadar derin bir karanlığa çekilebilir. Yolumuzun üzerinde yürüyen dostlar, sevdiklerimiz, ailemiz… Belki bir gün aynı yolda olmayacak, belki de o yollar hiç kesişmeyecek. Ve en acısı, gönlümüzde koca bir yer tutan yürekler, bir gün seslensek bile duyamayacağımız kadar sessizleşebilir.

İnsanın başına gelen en ağır pişmanlıklardan biri, vakti varken yapmadığı iyilikler, söylemediği güzel sözler, uzatmadığı ellerdir. Hayat öyle zalimdir ki, fırsatı verdiği gibi almasını da iyi bilir. Bir bakarsın, dün sarılabildiğin birine bugün sadece mezar taşına dokunabiliyorsun. Dün göz göze bakıp gülümseyebildiğin bir yüz, bugün sadece fotoğraflarda sana bakıyor. Dün, yanına gidip konuşabildiğin insan, bugün sadece hatıralarının içinde sesleniyor sana. İşte bu yüzden, bir yüreğe dokunman gerekiyorsa, bekleme. Bir sözün iyileştirici gücü varsa, söyle. Bir gülüşün umut verecekse, esirgeme. Çünkü yarın, o yürek orada olsa bile senin elin uzanamayabilir; sen orada olsan bile, o yürek sana kapalı olabilir.

Unutma, vakti geldiğinde pişmanlık, insanın yüreğine ağır bir yük gibi çöker. Ve hayat, geriye sarma şansı vermez. Zaman, elini, gözünü, yolunu ve yüreğini senden aldığında; ne kadar istersen iste, dokunamaz, göremez, gidemez, söyleyemez olursun. O yüzden bugün, sevdiklerine vakit ayır. Bir gönül al, bir el tut, bir göz göze bak. Çünkü yarın belki de bu dünyada tek gerçek pişmanlığın, “keşke” diye başlayan cümlelerin olur. Ve “keşke”lerin, hiçbir zaman geçmişte yapmadıklarını telafi edemez.

İnsan, ömrünün sonunda en çok şunu anlar: Paylaşılan bir sevgi, dokunulan bir yürek ve söylenen bir güzel söz, hayatın en değerli mirasıdır. Geriye kalansa, sessiz hatıralar ve yarım kalmış duygulardır. O yüzden bugün, gönül kapılarını ardına kadar aç. Çünkü yarın, kapının ardında kimse kalmayabilir.

Ve unutma; hayatın en kıymetli anları, parayla satın alınmayan, zamana yenilmeyen, gönüllerde iz bırakan anılardır. Bugün dokunduğun bir yürek, yarın senin için dua eden bir nefes olur. Bugün söylediğin bir güzel söz, belki bir ömrün yükünü hafifletir. Bu yüzden, geciktirme. Sevginin, merhametin ve iyiliğin elini bugünden uzat; çünkü yarın geldiğinde, belki de o elin tutacağı hiçbir el, o sözlerin ulaşacağı hiçbir kulak kalmayacak. Hayatı yaşanır kılan şey, ardında bıraktığın iyiliklerdir; gerisi sadece zamanın tozuna karışıp gider.