Hayatta bazı kelimeler vardır ki, insanın ruhuna bir kez dokundu mu yıllarca izini silmez; hatta öyle bir yerleşir ki, her anınızın, her hatıranızın arka fonunda sessizce çalar. Onlardan ikisi, belki de en çok can yakanları: “Keşke” ve “Sanmak”.
“Sanmak”la başlar çoğu hikâye… Sandığımız gibi olmayan ne çok şey çıkar karşımıza; sandığımız kadar iyi olmayan dostluklar, sandığımız gibi bitmeyecek dediğimiz aşklar, sandığımız kadar sağlam zannettiğimiz sözler… Ve insan, en çok da doğru sandığı yanlışlara tüm kalbiyle sarıldığında yanılır. Birini dürüst, vefalı, yürekli sanmak; bir duyguyu sonsuz, bir sevgiyi gerçek sanmak… Sonra bir gün gelir, hayat ansızın yüzünüzdeki perdeyi kaldırır. Gerçekler, soğuk bir sabah ayazı gibi çarpar yüzünüze. İşte o an başlar “keşke”ler.
“Keşke inanmasaydım…”
“Keşke bu kadar bağlanmasaydım…”
“Keşke bu kadar çok sanmasaydım…”
Oysa “keşke”, kısacık bir kelimedir ama ardında bir ömürlük pişmanlık saklıdır. Zamanın geri getiremediği anlar, söylenmemiş cümleler, yapılmamış yolculuklar, tutulmamış eller… Ve insanı en çok yıkan şey, yaşanması mümkünken yaşayamadıklarıdır. Bir fırsatın göz göre göre avuçlarından kayıp gidişini izlemek, cesaret edemediği bir adımı atmamanın burukluğunu taşımak, belki de en ağır yüklerden biridir.
Yine de insan, bazen sanmaktan vazgeçemez. Çünkü “sanmak”, içinde umut taşır; bazen göz göre göre yanılacağınızı bilseniz bile, içinizde bir ses “Belki bu defa farklı olur” der. Belki bu yüzden “sanmak”tan tamamen kurtulamayız; çünkü bu hayat, yanılmalarla olgunlaştırır bizi. Her yanlış, yeni bir ders; her hayal kırıklığı, yeni bir bakış açısı kazandırır.
Evet, “keşkeler” bizi tüketir; ama çoğu zaman onlar sayesinde neyi istemediğimizi öğreniriz. “Sanmak” ise kimi zaman acı verir ama umudun, hayalin ve inancın da kapısını aralar. Hayat işte böyle iki kelime arasında salınır; bazen bir “keşke”nin gölgesinde, bazen bir “sanma”nın hayalinde.
Dileğim odur ki; “keşke”lerimiz az, “iyi ki”lerimiz çok olsun. Ve ne olursa olsun, yanılmaktan korkmadan, sanmaktan vazgeçmeden, ama her seferinde biraz daha bilgeleşerek yürüyelim yolumuzu. Çünkü hayatta bazı hakikatler, yalnızca yanıldığımızda ortaya çıkar; bazı gerçekler ise, ancak yüreğimizin kırık yerlerinden sızarak ışık verir bize.
“Hayat, keşkelerle değil, iyi kilerle anılsın; sanmaklar bizi üzse de, umut etmekten hiç vazgeçmeyelim.”